3 ayda ne kadar et ithal edildi?

Eker, Et ve Balık Kurumu tarafından üretilen et ve et ürünlerini geniş halk kitlelerine ulaştırarak piyasayı regüle etmek üzere Franchising sistemi ile 17 ilde 100 adet mağaza bayiliği verileceğini bildirdi.

Eker, Banvit, Saray Halı ve Koç Holding’e ait olan Harranova Besi ve Tarım Ürünleri A.Ş adına çeşitli zamanlarda canlı hayvan ve et ithalatı için kontrol belgesi düzenlendiğini kaydetti.

Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Akif Paksoy’un et ithalatına ilişkin soru önergesini yanıtladı. 2010 yılında 31 bin 940 adet kasaplık ve besilik canlı sığır ithalat ihalesi yapıldığını kaydeden Bakan Eker, ayrıca kasaplık ve besilik canlı sığır, dondurulmuş ve soğutulmuş karkas et olarak toplam yaklaşık 67 bin ton et ithalatı ihalesi gerçekleştirildiğini kaydetti. Bakan Eker 2011 yılına ilişkin ise şu bilgileri verdi:

“2011 yılında 6 bin ton taze soğutulmuş karkas sığır eti alımı ihalesi ve 2  bin ton canlı kasaplık sığır alımı ihalesi gerçekleştirilmiştir. Bunların dışında Bakanlığımız ilgili kuruluşu olan Et ve Balık Kurumu tarafından üretilen et ve et ürünlerini geniş halk kitlelerine ulaştırarak piyasayı regüle etmek üzere Franchising sistemi ile 17 ilde 100 adet mağaza bayiliği verilecektir.”

Bakan Eker Banvit, Saray Halı ve Koç Holding’e ait olan Harranova Besi ve Tarım Ürünleri A. Ş adına çeşitli zamanlarda canlı hayvan ve et ithalatı için kontrol belgeleri düzenlendiğini de bildirdi.

Et piyasası fiyat artışlarının önüne geçilmesi amacıyla et ve canlı hayvan ithalatı yapılmaya başlandığını kaydeden Bakan Eker, hayvancılığın desteklenmesine ilişkin 2011 yılında uygulanacak olan kararnamenin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların da halen devam ettiğini ifade etti. Kırmızı et sektöründe yaşanan gelişmeler üzerine bakanlığınca; üreticinin korunması için karkas standardı geliştirildiğini, süt ve besi hayvancılığının geliştirilmesi amacıyla 1 Ağustos 2010 tarihi itibariyle ülke genelinde faizsiz kredi uygulamasının başlatıldığını kaydeden Bakan Eker, ulusal süt ve et konseyleri kurulduğunu, koyun ve keçi sütüne inek sütüne göre 2.5 kat daha fazla destek verildiğini, Trakya bölgesinin hastalıklardan ari bölge ilan edildiğini bildirdi.

ANKA

İthal et

Ucuz et için çözüm önerisi olarak hayata geçirdiği ithal et soruna çözüm bulamazken, vatandaşların bu ete rağbet etmemesi üzerine kasaplar da yerli besiye döndü. İzmir’deki kasapların yüzde 80’inin ithal eti dükkanına sokmamak için çaba sarf ettiğini ifade eden İzmir Kasaplar Odası Başkanı Ceyhan Yücelmiş şöyle konuştu;

“Vatandaşların özellikle bu eti istememesi nedeniyle odamıza bağlı olan esnafın yüzde 80’i dükkanına ithal et sokmama kararı aldı. Bugün bir çok esnafımız vatandaşın et alırken ‘yerli besi mi? İthal hayvan mı?’ sorusuna muhatap kalmamak için dükkanlarının vitrinlerine “Etlerimiz yüzde yüz yerli kesimdir” yazısı asmaya başladı. Ben de kendi dükkanımda ithal et satmıyorum” dedi.

İthal ette tat yok

İthal etin istenilmemesinin en önemli nedenin Türk Halkı’nın damak tadına uymaması olarak değerlendiren Yücelmiş, “Angus başta olmak üzere ithal ette yavan bir tat var. Alışkın olduğumuz yerli besinin damak tadını vermiyor. Bunun dışında buzdolabında ya da soğuk hava dolabında da muhafaza etseniz, bir iki gün içinde rengi değişiyor kararma ya da morarma oluyor. Ayrıca kesilen bu hayvanların sakatat kısmı ve kelle kısmı imha ediliyor. Birçok kasap arkadaşımız bu konu nedeniyle hayvanlarda sorun olma ihtimali olduğunu düşünerek bu etleri ilk günden temkinli yaklaştı. Özellikle bekleme süresinde yaşananlar ve vatandaşın da istememesi talebimizi azalttı” diye konuştu.

Yerli besi desteklenmeli

Yücelmiş, ithal et için önemli miktarda dövizin harcandığına da dikkat çekerek, “İthal et için harcanan para ciddi bir döviz kaybıdır. Bunun yerine yerli besi desteklenseydi, hem ülke ekonomisi kaybetmezdi, hem de hayvancılığımız zor günlerden kurtulur, et fiyatı da ucuzlardı. İthal etin et fiyatlarına indirim yönünde maalesef  etkisi olmamıştır” dedi.

Karkas et ithalatına uygulanan Gümrük Vergisi yeniden belirlendi. Karkas et ithal etmek isteyenler yüzde 45 Gümrük Vergisi ödeyecek.

Resmi Gazete’de yayımlanan bilgiye göre, karkas ve yarım karkas, çeyrek karkas, karkasın ön çeyrekleri, karkas ve yarım karkas, karkasın arka çeyreklerine, AB EFTA, Bosna-Hersek ve diğer ülkelerde uygulanacak Gümrük Vergisi oranı yüzde 45 olarak belirlendi.

Veteriner Hekimler Odası’ndan İthal Et Açıklaması

Malatya Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ertuğrul Özdemir, et ithalatının bir an önce durdurulmasını gerektiğini savundu.

Malatya Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ertuğrul Özdemir, et ithalatının bir an önce durdurulmasını gerektiğini savundu.
Veteriner Hekimleri Odası’nda bir basın toplantısı düzenleyen Özdemir, et ithalatının hayvancılığın gelişmesine telafisi mümkün olmayacak zararlar verdiğini ileri sürerek, şunları kaydetti:
“Bu ithalat politikaları devam ettiği sürece yerli üreticimiz girdi maliyeleri yüksek olduğundan ithal ürünlere karşı rekabet edemez. Küçük ölçekte besi yapan çiftçi, üretimini devam ettiremez. Güçlü sermaye yapısına sahip holdinglerin bu ithalat politikalarına dayanamadıkları göz önüne alınırsa, küçük ölçekteki üreticilerimizin ne durumda olduklarını kamuoyunun takdirine sunuyoruz. Mezbahanelerimiz, yerli hayvan kesimi yapılmadığından atıl duruma düşmüştür. Damak alışkanlığımız sakatat halkımız
tarafından bulunmaz ve alınamaz duruma gelmiştir. Yurt dışından yapılacak et ithalatının halkımızın sağlığı açısından çok önemli olumsuzlukları vardır. İthal etlerin, sağlıklı olabileceğinin hiçbir garantisi yoktur. Başarının anahtarı görevi ehline vermektir. Ülke hayvancılığının gelişimini sağlayacak lokomotif görevini üstlenecek ehil insanlarda veteriner hekimlerdir.”

Zmo: Tarım Desteklenmiyor, İthalat Rekorlar Kırıyor

ZMO Başkanı Tuncer, Türkiye artık tarım ürünleri dış ticaretinde net ithalatçı konumunda olduğunu belirterek, “İktidar, 2011 için bütçeyi 312 milyar TL’ye çıkarırken tarımsal destekleri 6 milyar TL’de tutmuştur Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Başkanı Turhan Tuncer, Türkiye’nin artık tarım ürünleri dış ticaretinde net ithalatçı konumunda olduğunu belirterek, “Merkezi bütçeden tarıma destek olarak aktarılan kaynaklar faiz harcamaları ile kıyaslandığında, devede kulak kalmaktadır. İktidar, 2011 için bütçeyi 312 milyar TL’ye çıkarırken tarımsal destekleri 6 milyar TL’de tutmuştur. Bu tutarın tarımda üretimi teşvik etmeyeceği açıktır” dedi.

ZMO Başkanı Tuncer yaptığı yazılı açıklamada, siyasi iktidarın tarımda üretimi teşvik etmek yerine açığı et, yağ, hububat ithalatı ile giderme kolaycılığına kaçtığını, yıllık büyümesi yüzde yarımın bile altına düşmüş olan tarımı, merkezi bütçeden faizin onda biri kadar bile desteklemediğini iddia etti. Tuncer, “Merkezi bütçeden tarıma destek olarak aktarılan kaynaklar faiz harcamaları ile kıyaslandığında, devede kulak kalmaktadır. Tarımın bütçeden aldığı pay yüzde 2’lerde iken faizinki yüzde 22-23 dolayındadır. İktidar, 2011 için bütçeyi 312 milyar TL’ye çıkarırken tarımsal destekleri 6 milyar TL’de tutmuştur. Bu tutarın tarımda üretimi teşvik etmeyeceği açıktır” dedi.

24 Şubat 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan prim desteklerine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararının milyonlarca çiftçide hayal kırıklığı yarattığını belirten Tuncer, “Buna göre, destek konusu 17 üründen 12’sinde (yağlık ayçiçeği, dane mısır, buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, çeltik, kuru fasulye, nohut, mercimek ve kütlü pamuk) 2010’da olduğu gibi bu yıl da prim destekleri artırılmamıştır. Prim destekleri yalnızca çay ve zeytinyağı ile üretimi yaygın olmayan soya, aspir ve kanolada artırılmıştır. Hububat, bakliyat ve 1 milyon ton üretim açığı olan pamuk destekleme primleri son üç yıldır artırılmamaktadır. Bu arada 2010 yılı itibariyle üretimin buğday, arpa, mısır, nohut, şeker pancarı gibi temel ürünlerde 2009 yılına göre daha düşük olduğunu hatırlatmamız gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

-“TÜRKİYE ARTIK TARIM ÜRÜNLERİ DIŞ TİCARETİNDE NET İTHALATÇI KONUMUNDA”-

Tuncer, üretimi artmayan bir ülkenin ithalatının artmasının doğal olduğuna işaret ederek, Türkiye’de 2010 yılı itibariyle tarım ürünleri ithalatında Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldığını, uluslararası standart sanayi sınıflamasına göre 2010 yılında ithalatının 6.5 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Tuncer, şu noktalara dikkat çekti:

“İktidarın hep ihracat rekoru kırmakla övündüğü Uluslararası Standart Ticaret Sınıflamasına göre de ithalat 12.9, ihracat ise 12.7 milyar dolardır. Yani 200 milyon dolarlık açık vardır. Hangi sisteme göre hesaplanırsa hesaplansın; Türkiye artık tarım ürünleri dış ticaretinde net ithalatçı konumundadır. Üstelik yıllarca uygulanan neoliberal hayvancılık politikaları sonucunu vermiş; Türkiye 2010 yılında canlı hayvan ve et ithalatının yanı sıra kurbanlıklarını da ithal eder hale düşürülmüştür. 2010 yılında canlı hayvan ve et ithalatının Türkiye”ye maliyeti 600 milyon doları bulmuş; Türkiye kendi besicisinden esirgediği destekleri ithalat parası olarak yabancı ülkelere akıtmıştır. Hububat için ödenen bedel 1 milyar doları, bitkisel yağ ve yağlı tohumlar için ödenen bedel ise 2.5 milyar doları aşmıştır. Tütün için bile 400 milyon dolara yakın ithalat parası ödenmiştir.”

Tuncer, Türkiye’nin tarım ve gıdada ulus-ötesi tekellerin pazarı olmaktan ve ithalat sarmalından kurtulmak için; neoliberal politikalar dayatan tasfiye programları yerine kendi insanının ihtiyaçlarına ve ülkenin özgül ekolojik koşullarına uygun bilim, emek ve üretim odaklı tarım politikalarına geçmek zorunda olduğunu kaydetti. – Ankara (Ankara Haber Ajansı)